Mutlu Degilim

Hep karamsar olduk, hep kotu yazdik, cumle dusurduk kendi dususumuzu anlatirken sonra da asklarimiz pencerelik oldu, baktiniz dondunuz gittiniz…

Bir kardes gidiyor, gozu yasli yattigi yerden, hedefleriyle, hayalleriyle, kendi gibi kocaman huznuyle…

Tigin, Bulent Tigin, Emre Bulent Tigin, Olm, Lead Guitar, Koca Adam, Bodyguard vs vs vs…

Simdi o var penceremizde ve beraber bakmiyoruz, o pervazda arkasini donmus son yolculugunda…

“Ah be kardesim” dedim ilk animda, sen o yatakta mucadele ediyorken, oysaki seni niye aramistim ben……..

“Olmm, yeter artik kizdigin, sinir yapma, gel birseyler yapalim” diyecektim… Ah be tigin, ah be kardesim…

Hep derdim ahlar ve vahlar nasildir diye, bir insanin icine ince ince atesle yazilan agitlar nasildir diye… biri boyleymis.

Sen, aklima gelebilecek belki de son kisilerden biriydin pisi pisine olume buyur edebilecek, gel buradan diyebilecek.

Ilk gordugumde dedim ki burada yatar bu canavar kardesim bir ay ama sonra kalkar ayaga dimdik, fazlaliklari da yolda atti mi geriye ne kalir dedim…

Fazlalik sen degildin kardesim !!!

Din ile mantik, dusunce ile gercek, hayal ile kabus, anilarla gozyaslari birbirne bakiyor ve susuyorlar…

Simdi karsima cik diyorum, korkmam diyorum, cunku nerdesin bilmiyorum !!

Korkuyorum

Senin bulundugun yer neresi kardesim, mekanin cennet olmali, sen gel, izin verme baska seylere ve sen gel goster kendini…

En iyisi ruyama gel, ruya gibi gel ve konusalim…

Bilek guresi yapalim, cocuk gibi kalayim yaninda ama yapalim, “yine de iyisin olm” de…

Sana karsi iyi oldum mu ben Bulent…

Aglama duvarim bu belki de izin ver aglayayim.

Bir iki sey var aklimda olan yapmamdan memnun kalacagimi dusundugun, onlari yerine getirecegim…

Bugun senin serefine koca bir tabak profiterol yedim, seni dusundum, senin nasil sevdigini dusundum, istisnasiz tum tatlilari…

Ah be kardesim,

Cansiz bedenini senden ayiramam ki ben, sen oydun ve o da sen.

O koca cussen ile daglari deviren de sendin, huznumu en cok hissetmeye calisan da…

Sana hep durust olmaya calistim kardesim, bazen iyiligin icin pembe yalanlar, pembe ama aslinda oyle dusunmedigim yonlendirmelerde bulundum…

Bunlari gittigin yerde sana gosterirler, ben soyleyeyim de sonra her zaman yaptigin gibi yumrugunu havada sıkıp sonra dislerini kasip bana bakma diye…

Mutlu degilim Bulent, hic hem de.

Ben ilk defa bir akrabamdan sonra bana bu kadar yakin birini kaybediyorum ve ben sana olan yakinligimi sen bu yasama alanini terkettikten sonra dolduramiyorum…

Diyeceksin, sitem edeceksin ve gorusemiyorduk diyeceksin… Simdi soyluyorum iste ya da goruyorsun, kafami vuruyorum, yine birsey ogretti ve gitti…

Ah be kardesim, serseri kursun olmus kararlarin ve seni vurmus canindan, canini almis senden… durabilseydim onunde, gecebilseydim setlerini, bu basiretin tepelerini…

Rahat uyu ne olur ve yasayamadigin, arzu ettigin herseyi yasa…

Her telefon ettigimde o uzatarak “aloooooo” seslenisini cok ozleyecegim…

Bana bu dunyada yarim kalan islerini goster kardesim, bir sekilde bana anlat, goster, hissettir…

Yerine getirecegim senin icin…

Birgun, siram geldiginde, gittigin yere ben de gelecegim, kim bilir belki o gune kadar baska kayiplarimiz da olacak…

Ama o gun geldigimde, beni sen karsila, en azindan karsilayanlar arasinda ol, eger mumkunse… istersen.

Beynimin oyunu olarak gelme abi, sen gel, urkutmeden gel, senin icin de iyiyse gel.

Keskelerimin hepsini icime atiyorum ve seni ozluyorum kardesim, abim, ogretmenim, yol arkadasim, sirdasim…

Allah’im, Bulent sana emanet…

Alper

Acılar Geçer…

Ve her acı birgün kozasından çıkar, konar yüreğine…

Bilemezsin kalbinin ziyaretçisinin vasfını ve yüzünü, parlayan gün ışığı yüzüne vururken, göremezsin…

Karanlık aldatmıştır gözlerini ve aldanırsın ışığına kaderinin, kader eylediğinin…

Ellerini açarsın, susarsın, hem sessiz hem de suya hasret gibi bakarsın gözlerinin yerine… göremezsin,

Işığı aldatır seni…

Bilemezsin, hayatın seni taşırken yolunda, nerede düşeceğini ve göremezsin düşerken seni neyin alaşağı ettiğini…

Ancak kalktığın gün gözüne gelir rengi, kokusu ve o gözleri… ateş gibi…

Her acı bir gün geçer… öyle zor geçer ki anlamazsın geçtiğini…

Kaybolmak

Gözlerinin içinde kaybolmak var sen gülerken en içinden.

Sonra mavi denizlerde yüzmek var benim en çok istediğim şeylerden…

Rüyalardı hep saklandığımız o eski tekne ve sendin hep rüyanın çıkış kapısı ben düşerken…

Kimi zaman yanımdaydın ben yükselirken, karşımda oldun düşerken,  polise haber veren.

Değerini bilemedim, tartacak terazim yoktu benim ve sen bir tüy kadar hafiftin, uçup gittin.

Şimdi bana kaldı kanamak ve kanımı içerek yaşamak…